Değerli Paydaşlarımız,
Küresel ekonomi; yapay zekâ adaptasyonundaki ilerlemelerin, devam eden jeopolitik belirsizliklerin ve artan ticari korumacılığın etkisiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçmeye devam ediyor. Bu gelişmelerin ışığında, küresel ekonomik faaliyet yavaşlamış olup 2026 yılı için büyümenin %3.0 civarında gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Ayrıca, devam eden Rusya-Ukrayna savaşı ve Mart 2026 başlarında ABD-İsrail ile İran arasındaki askeri çatışmanın tırmanması, küresel enerji piyasalarını ciddi şekilde sekteye uğratmıştır; Hürmüz Boğazı’nın kapanması ise küresel petrol piyasası tarihindeki en büyük petrol arzı kesintisini tetiklemiş, Brent petrolünün varil fiyatını 100 doların üzerindeki zirve seviyelere çıkarmıştır. ABD ve İran arasında varılan mutabakat zaptı ve ateşkesler, enerji fiyatlarını Nisan 2026’daki zirve seviyelerinden aşağı düşürmüş olsa da, fiyatlar savaş öncesi seviyelerin yaklaşık %25 üzerinde seyretmeye devam etmektedir ve küresel enflasyon düşüş eğilimi duraklamış durumdadır. Bu faktörler, artan ticaret korumacılığıyla da bir araya geldiğinde, Türkiye için özellikle zorlu bir jeopolitik ve makroekonomik ortam yaratmakta, döviz kuru değer kaybı baskısını, yüksek enflasyonu ve enerji ithalat maliyetlerini daha da kötüleştirmektedir.
Bu zorluklara rağmen, son dönemdeki makroekonomik veriler, Türkiye’nin dış koşullardan kaynaklanan şokların ekonomik sonuçlarını yönetebildiğini göstermektedir. Devletin diplomatik çabaları ve bankacılık düzenlemelerindeki uyarlamalar, makro finansal istikrarın korunmasına yardımcı olmuştur. Özel tüketimdeki ve toplam yatırımlardaki büyümenin normalleşmesiyle birlikte, Türkiye ekonomisi 2026 yılının ilk çeyreğinde %2.5 oranında büyüme kaydederken, net ihracatın ise olumsuz bir etkisi olmuştur. Hizmet ve BİT (Bilgi ve İletişim Teknolojileri) sektörleri büyümenin esas itici güçleri olmuştur İleriye dönük olarak; uluslararası kuruluşlara göre ekonominin 2026 yılında %2.8 ila %3.6 oranında büyümesi öngörülmektedir; ancak Ortadoğu'daki devam eden çatışma nedeniyle riskler aşağı yönlüdür. Enerji fiyatlarındaki şok nedeniyle enflasyon düşüş eğiliminin bozulmasıyla, yıllık enflasyon Haziran 2026’da %32.1’e ulaşmıştır. Merkez Bankası, jeopolitik şoka ve yüksek enerji fiyatlarına yanıt olarak indirim döngüsüne ara vererek Haziran ayında politika faizini %37’de sabit tutmuştur. Bu bağlamda, devletin geleneksel ekonomi politikalarına olan devam eden bağlılığının, pozitif reel faiz oranlarının korunmasının ve mikro ve makro ihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesinin, dezenflasyon sürecini ve finansal istikrarı desteklemek açısından oldukça yeterli olmaya devam ettiğini belirtmek gerekir. Önceki dönemlerde yaşanan bu olumlu gelişmelerin ardından, kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin kredi notunu yükselterek ülkedeki yatırım görünümüne katkıda bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen ekonomik ortamın etkisiyle, bankacılık sisteminin genelinde risklerin kabul edilebilir seviyelerde, kârlılığın ise güçlü bir düzeyde kalması sağlanmıştır. Son verilere göre, sistemin toplam aktifleri son 12 ayda, Mayıs 2026’ya göre %36.0 artarak 51,761 milyar TL’ye ulaşmıştır. Benzer bir eğilim kredi portföyü için de geçerlidir. Sektörün toplam kredileri %37.5 artışla 26,053 milyar TL’ye ulaşmıştır. Ocak-Mayıs 2026 döneminde, sektörün net kârı yıllık bazda %29.1 oranında artarken, sermaye yeterlilik rasyosu %16.3 seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı zamanda, takipteki krediler oranı %2.7 seviyesine yükselerek, yüksek faiz ortamı ve ortaya çıkan jeopolitik baskılar altında varlık kalitesi yönetiminde temkinli yaklaşımın korunması gerektiğine işaret etmiştir.
Artık bir gelenek haline geldiği üzere, PASHA Bank’ın dinamik bir piyasa aktörü olarak sağlıklı büyümesini sürdürdüğünü söylemekten gurur duyuyoruz. Genel olarak, işletmenin yönetilmesine dair temel yetkinliklerinin oluşturulmasından başlayarak, Bankanın insan sermayesi potansiyelinin artırılmasına kadar, kurum içi kabiliyetlerin güçlendirilmesine yönelik sürekli yatırım, stratejik getirisini şimdiden stresli zamanlarda kabiliyetli bir şekilde yol alabilme yeteneği şeklinde göstermiştir. Sonuç olarak, Bankanın toplam aktifleri 2025 yıl sonu itibarıyla %16 artarak 17,198 milyon TL’ye ulaşmıştır. Toplam aktiflerimizin %64’ünü oluşturan brüt nakdi kredi ve kira alacakları portföyümüz %29 artışla 11,058 milyon TL’ye ulaşmıştır.
Etkili risk yönetimi çerçevesi ve Bankanın izlediği ihtiyatlı kredi politikası nedeniyle, bilançomuzdaki takipteki kredi oranını düşük seviyede tutmayı başardık. Bankanın genel risk yaklaşımının temelini oluşturan hususların, kredi politikasının esnek bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi, kredi ve taahhüt politikası taktiklerinin güncel makroekonomik ortamın gerçeklerine göre uyarlanması vs. olduğunun altını çizmekte fayda vardır. Ayrıca, Orta Doğu’daki askeri çatışmanın tırmanması ve buna bağlı petrol fiyatı şoku nedeniyle kredi portföyünün hızlı bir şekilde yeniden gözden geçirilmesinin ve ilgili stres testi süreçlerinin işletilmesinin, bankanın kredi risklerini doğru bir şekilde yönetme yeteneğini de artırdığını vurgulamakta fayda vardır. Stres testine ilişkin olarak, Bankanın temel senaryosunu nasıl formüle ettiği ve aynı zamanda risk tetikleyicilerinin stres senaryosu çerçevesine nasıl dahil edildiği daha da önemli hale gelmiştir, bu da nihayetinde uygun senaryo formülasyonu, gelişmiş ölçümleme ve risk hafifletme planının hazırlanması ile sonuçlanmaktadır.
2026 yılı, 2024-26 stratejik döneminin son faaliyet yılıdır. Genel olarak 2024-26 stratejisi; iş dünyasında ve toplumda yeni ve kalıcı değerler yaratma vizyonuyla inşa edilmiş olup; dürüstlük, kalite, iş birliği, girişimcilik ve kârlılık gibi değerlerin temeli üzerinde yükselmekte ve müşterilerini güçlendiren sınır ötesi bir banka olma misyonuna odaklanmaktadır. Bu stratejik döngünün sonuna yaklaşırken, elde edilen ilerlemeden memnuniyet duyuyor ve bir sonraki stratejik dönemin zeminini hazırlamaya şimdiden başlamış bulunuyoruz. Faaliyetlerin, ülkelerin ve sektörlerin ötesine geçmesi, bunun da sonuçta potansiyel iş fırsatları yaratması nedeniyle, Grup içindeki sinerji fırsatlarını değerlendirmenin stratejik olarak çok önemli hale geldiğini belirtmekte fayda vardır.
Bu stratejik dönem, özünde, mevcut iş kollarının faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve aynı zamanda yeni girişimlere tam anlamıyla odaklanmayla karakterize edilmektedir. Yeni girişimlere odaklanmaya gelince, aslında bu stratejik dönemde potansiyel niş pazarların büyümesine odaklanılmıştır. Faaliyet gösterilen ülkelerdeki gayrimenkul piyasasına ipotek kredisi yoluyla finansman yatırımı yapılması, Grubun tüm faaliyetlerinde daha büyük ölçekte teknolojik getiri elde etmek amacıyla girişim sermayesine yatırım yapılması vs. bu bağlamdaki örneklerdir. Gayrimenkul girişimi bakımından, Banka 2022 yılının 1. çeyreğinde tüm Grupta ipotek ürününü lanse etmişti. Stratejik belgede, bankanın finansman tarafının çeşitlendirilmesinin yanı sıra, bankanın stratejiyi uygulama yolundaki ana varlıkları olan ana ticari kolaylaştırıcılar da yer almıştır. Önceki stratejik dönemlerde olduğu gibi, uygun strateji formülasyonunun daha yüksek finansal performansın omurgasını oluşturduğunu belirtmek bizim için bir kıvanç kaynağıdır.
Stratejiyi uygularken, en büyük öneme sahip olan bilgi teknolojileri, risk yönetimi, kredi yönetimi, kaynak yaratma, yetenek kazanımı vs. ve çalışanlarımızın gelişimi alanlarına önemli yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Genel olarak bakıldığında, çeviklik ve odak sektörlere ilişkin bilgi birikiminin, Bankanın öne çıkan kabiliyetleri olması beklenmektedir. Bankanın operasyonel çevikliğinin, temel operasyonlarda bile karşılığını bulduğunu belirtmekte fayda vardır. Elbette çevikliğin, bir yandan sistem kullanılabilirliği sağlayan, diğer yandan da dijitalleşmeye doğru dönüşümü hızlandıran operasyonel sistemlere yatırım yapmamızı gerektirebileceğini tamamen anlıyoruz. Bu nedenle, Bankanın bu konuda bazı stratejik projeleri bulunmaktadır. Dijitalleşmeye ve yeni platformlara yönelik altyapı iyileştirmesi ve dijitalleşmeye yönelik gelişmiş bilgi güvenliği bunlar arasında yer almaktadır.
Banka’nın finansman sağlama yapısını çeşitlendirmek ve muhabir ağımızı ve yatırımcı tabanımızı genişletmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu yöndeki somut bir dönüm noktası, ikinci Sürdürülebilirlik Raporumuzun yayınlanmasının ardından, Bankanın 182 gün vadeli 250 milyon TL tutarındaki ilk yeşil finansman tahvili ihracının başarıyla tamamlanması olmuştur. Bu ihraç, fonlama kaynaklarımızı çeşitlendirmenin ötesinde, Bankanın sürdürülebilirliği fonlama stratejisine dahil etme, sürdürülebilir finans ekosisteminin gelişimini destekleme ve Türkiye'deki sermaye piyasalarının derinleşmesine katkıda bulunma kararlılığını yansıtmaktadır. Bu bağlamda, Bankanın ülke sınırlarını aşan ve Grubun bölgedeki varlığının gücüyle ortaya çıkan rekabet avantajının vurgulanması önemlidir. Azerbaycan'ın büyük zaferi sonrasında bölgesel ekonomik ilişkilerin artmasının ardından, iş imkânlarının da genişlemesine tanık olmak bizim için gerçek anlamda bir ayrıcalıktır. Azerbaycan ile Türkiye arasında güçlenen ticari ilişkiler, artan doğrudan yabancı yatırım akışları ve Türk firmalarının işgalden kurtarılan bölgelerin yeniden imar sürecine aktif katılımı vs., yukarıda belirtilen ekonomik bağların örnekleridir. Genişleyen bu ekonomik taban ise Bankanın bu bağlamda ümit verici iş perspektiflerini hayata geçirmesi için uygun bir fırsat sunmaktadır.
Buna ek olarak, Banka’nın, Azerbaycan ve Gürcistan'da olumlu faiz oranı gelişmeleri görmesi halinde bu ülkelerden de kaynak temin etme imkanı bulunmaktadır ve bu potansiyel, mevcut stratejik dönemde hayata geçirilebilir. Devam eden jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatı şokunun etkisiyle piyasada yüksek oynaklığın hakim olduğu mevcut ortamda, Banka’nın aktif kalitesinin olumsuz etkilenmemesi amacıyla kredi risklerinin yönetimindeki ihtiyatlı yaklaşımımızı sürdüreceğiz. Müşterilerimizin bankacılık deneyimini PASHA Bank ile kazançlı bir deneyime dönüştürmek adına, onların ihtiyaçlarına göre özel olarak tasarlanmış ürünler ve hizmetler sunma gayretlerimizi sürdüreceğiz.
Tüm paydaşlarımızla birlikte mevcut zorlukların üstesinden gelmeyi, ortaya çıkan fırsatları değerlendirmeyi ve tüm taraflara muazzam fayda sağlayan, karşılıklı menfaate dayalı iş ilişkileri kurmayı gerçek bir heyecan ve kararlılıkla bekliyorum.
Bu vesileyle, özverili profesyonel çalışmalarından dolayı değerli çalışanlarımıza ve yönetim ekibimize, PASHA Bank’a duydukları güvenden dolayı müşterilerimize ve değerli desteklerinden dolayı hissedarlarımıza ve tüm iş ortaklarımıza teşekkür etmek isterim.
Kendimize olan inancımızı ve daha fazlasını başarma potansiyelimizi tazeleyen de, hiç kuşkusuz onların bu iyi niyetidir.
Saygılarımla,
Farid Mammadov
Yönetim Kurulu Başkanı